Sign in

Hacettepe Üniversitesi Özel Eğitim Topluluğu
Hacettepe Üniversitesi Özel Eğitim Topluluğu

TERCİH ETTİĞİM GELECEK
Hepimiz büyüyoruz. Büyüdükçe aldığımız yaşlardan ibaret olmayan hayatımız, o yaşların getirdiği sorumluklarla omuzlarımızda ağırlığını her geçen gün hissettirmeyi başarıyor. Bir de keşke bununla yetinse hayat, durmuyor! Ve toplum denilen yapının ağırlığını da acımadan bindiriyor; daha yeni dik durmayı öğrenmeye çalışan omuzların üzerine…
Hayat akıp giderken eğitim hayatımız da birçok aşamalardan ve sınavlardan geçiyor. Bu süreçte bizlere en çok sorulan soru ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ Bu soruyla neredeyse hepimiz karşı karşıya kalmışızdır. Kimimiz doktor olmak istiyor kimimiz öğretmen, bu düşünceler zamanla değişim bile gösterebiliyor. Fakat en nihayetinde bizi biz yapan şey; yol ayrımına geldiğimizde yaptığımız tercihlerdir. Ömrümüzün çok uzun yılları her…


Eğitim; yeni kuşakların toplum yaşamında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları edinmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme olarak tanımlanabilir. Algı ise; dikkati bir şeye yönelterek, o şeyle ilgili olarak duyular aracılığıyla edinilen yalın bilgi, o şeyle ilgili bilgiyi bilincinde var etme, o şeyi anlama olarak tanımlanabilir. Konu ise bu iki kavramın birlikte nasıl çalıştığı ve çalıştırılabileceği olacak.

Eğitim çocuk yaşlarımızdan başlayıp yıllarca süren bir eylemdir. Çocukluğumuzdan itibaren bizim dünyaya karşı olan bilgi ve algımızdan, eğitim sorumludur. Eğitim, bizim geleceğimizi şekillendiren en önemli etkenlerdendir de. Gelecekte alacağımız kararlarımız, tercihlerimiz büyük ölçüde eğitime bağlı olabilir. …


Kuşkusuz ki Aamir Khan’ın “Her Çocuk Özeldir” filmini izlemeyenimiz yoktur. Üzerine çok yazılıp çizilen bu filmi ben de bir hocamızın verdiği ödev sayesinde yıllar sonra tekrardan izledim. Gözüme çarpan, anlatmak, söylemek istediğim çok farklı şeyler oldu.

Bildiğiniz üzere film, disleksisi olan bir çocuğun, okula yeni gelen resim öğretmeni –Aamir Khan- tarafından fark edilmesini konu ediniyor.

Esasında filmin teması çocuğun iyi bir öğretmen tarafından fark edildikten sonra nasıl bir gelişim gösterdiğini bizlere yansıtmak. Aralara serpiştirilen izleyenleri “disleksi” hakkında bilgilendirici mesajlar, ailelere verilen öneriler filmin elbette ki asıl amacı. Evet, Aamir Khan’ın rol aldığı resim öğretmenine hepimiz imrendik, hayran kaldık, övdük, öğretmen…


1- Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Elif Hançerli, 1974 Çatalca doğumluyum. Üç çocuk annesiyim. Üçüncü, son çocuğum otizm tanılı Arda Hançerli. Otizmle tanıştığımızdan beri tüm düzenimiz, alışkanlıklarımız takdir edersiniz ki değişti. Fakat ben bu yolculukta umutsuzluğa düşmeden oğlumu bize gönderilmiş bir lütuf olarak görüyorum. Hayat devam ediyor en nihayetinde. Bu süreç içerisinde adapte olmaya çalışırken her geçen gün otizm hakkında araştırmalar yapmaya devam ediyorum.

2- Çocuğunuzu biraz tanıyabilir miyiz?

Arda 2011 doğumlu, Üç yaşında otizm tanısı aldık. Üç yaşına kadar olan süreçte Arda’nın yaşıtlarından çok farklı bir süreci vardı. Yaşıtlarına göre çok daha üstün yetenekleri varmışçasına sergilediği davranışlara sahipti. Bir…


Kişisel farklılıklar ve özelliklerle büyük, karmaşık şehirlerde yaşarken birbirimizi asla fark etmiyoruz. Artık bu çağda, herkes bir diğeri için öteki ve herkes pek çoğunu sadece sorun ve kalabalık olarak görüyor. Bilmiyoruz ki birbirinden farklı bu kadar insan, aslında birbiri için sonsuz anlamlar içeriyor. Arabam bozulduğunda nasıl kendim tamir edemiyorsam ve bir tamirciye ihtiyaç duyuyorsam ya da hasta olduğum zaman doktora gitmem gerekiyorsa, işte tam bu yüzden tüm farklılıklarımızla birbirimize ihtiyacımız var.

Normlar herkes için değişebilir elbette ama toplumsal normların içerisinde ‘normal’ nasıl anlamlandırılıyor hepimiz az çok biliyoruz. Herkes kadar araştıran, sorgulayan olmak normal olmak için toplum algısına göre yeterlidir. Çünkü…


“Özel bir yeteneğim var mı? Neye yatkınım?” gibi sorular çoğu zaman zihnimizi işgal ederler. Bu soruların bu kadar yer edinmesi, verilebilecek cevapların geleceğimizin planlamasında yadsınamayacak etkileri olacaktır. Peki, bu tür sorulara cevap verebilmemiz için nelere ihtiyacımız var?

Bunun için bir zaman kısıtlaması koymak doğru olmaz ama yoğun olarak, otuzlarımıza doğru hayatta kendimize bir rol buluruz (rolsüz olduğumuzu sanmak da bir roldür). Bu süreçte izlediğimiz, okuduğumuz şeyler, kendi rolünü bulduğunu söyleyen bireyler, istekler ve hazlar bizi yönlendirir. Özellikle dijital devrimle, başarılı insanları gördükçe içimizde ister istemez bir saygı duyuyoruz ve bu saygı ile o şahısla en ufak bir benzerliğimiz olsa dahi…


Ben, iki yıl önce basılmış, yüzlerce kitabın arasında göze en çok çarpan, dışı parlak mı parlak ciltli bir kitabım. Adım ise “O”.

Gözlerimi, bir kitaplığın en üst rafında açmışım. Bu bir kitap için ne demek bilir misiniz? Sevilen, beğenilen diğer kitaplardan ayrı tutulan demek. Kopyalarım, sahaf vitrinlerini süsler, elden ele beğenilerek okunur. E tabii annem ve babam da benim gibi kusursuz kitaplar…Biz bu kitaplığın şanslılarıymışız! Bu düşünce, henüz matbaa kokusunu üstünden atamayan sayfalarım arasında her an gezinir durur. Kendime sürekli, bizim eşsiz ve kusursuz bir aile olduğumuzu hatırlatırım. Diğerlerinden daha farklı olan!

Herkese en üst raftan, en iyi kitap ailesinin…


Sevgili Kardeşim;

Dünyaya gelişin ile başladı hikayen. Büyük bir haykırışla merhaba dedin tüm evrene, yeni bir başlangıçsın sen. Bembeyaz, aydınlık bir sayfa…

Hayat boyu sayısız mücadelen ve başlangıçların olacak. Her yeni başlangıcının zaferi de yere düştüğünde tekrardan kalkışın olacak.

Seni ilk gördüğümde en derinlerde bir duygu hissettim, herkes gibi olmayı öğrendiğim bu dünyada o an öğrendiğimin tam zıttı olan ve daha da ilginci, benim görünüşümden çok daha farklı eşsiz bir farklılığın nefes alış verişine şahit oluyordum. O zaman anladım ki, kim ne derse desin dünyada nefes alıp vermeyi seviyorsan, bunun tek nedeni yanında olan “kardeşin” olmalı. Sen benim oyun arkadaşım…


EĞİTİM SANATI

Eğitimde sanatın durumunu anlayabilmek için öncelikle eğitim ve sanat kavramlarının ne olduğu ve birlikteyken ne anlam ifade ettiklerine odaklanmak, rasyonel bir düşünce için isabetli olacaktır. Eğitim kısaca; okullar, kurslar ve üniversiteler vasıtasıyla bireylere ve öğrencilere, hayatta gerekli olan bilgi ve kişi tarafından istenen kabiliyetlerin sistematik bir şekilde verilmesi olarak geçer. Sanat ise en genel anlamıyla, yaratıcılığın ve hayal gücünün ifadesi olarak anlaşılabilir. Eğitim tanımından yola çıkarak şöyle bir çıkarım yapabiliriz: Yaşayan her bireyin hayata devamı, uyumu ve istekleri eğitimden geçer. Yani bizi biz yapan en önemli etmenlerden biridir. Sanat ise soyut tanıma daha yakın ve hayal gücü, yaratıcılık…


Dünya üzerindeki her canlı, yaşama gözlerini açtığı ilk andan itibaren çeşitli zorluklarla karşılaşır. Öyle ki kendi türüne hatta kendi benliğine en çok zorluk yaşatan canlı türü de insandır. Argümanım çok! Gördünüz mü hiç bitkiler tarafından “farklı” olduğu gerekçesiyle toplumdan soyutlandırılmış birini? Ya da hiç gördünüz mü kaldırımlardaki sarı şeritlerin üstüne direk diken, araç park eden bir hayvanı? Peki, kadın olmanın başlı başına yaşam mücadelesi olduğu bir yeryüzünde, gördünüz mü hiç yetersizliğe sahip bir kadının maruz kaldıklarını? Görmedik. …

Hacettepe Üniversitesi Özel Eğitim Topluluğu

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store